Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere mevsimsel bir durumdan bahsedeceğim; uçuktan biraz bahsedelim. Hangi dönemlerde daha sık ortaya çıkar, çıktığında neler yapmalıyız, diş hekimine randevumuz varsa bu durumda nasıl bir yol izlemeliyiz?
Videonun yazılı dökümünü göster
Merhaba arkadaşlar. Bugün sizlere mevsimsel bir durumdan bahsedeceğim; uçuktan biraz bahsedelim. Hangi dönemlerde daha sık ortaya çıkar, çıktığında neler yapmalıyız, diş hekimine randevumuz varsa bu durumda nasıl bir yol izlemeliyiz?
Bu videoyu çektiğim mevsim artık sonbaharın başı, kışa doğru yol alıyoruz. O yüzden kliniğimde abartısız her iki hastadan biri uçuk çıkarmış oluyor. Şu an, az önce de tedavisini yaptığım hasta uçuk çıkarmıştı. Tedavisini yaptım ama bunu hangi aşamada yaptım, onları anlatayım birazcık.
Öncelikle uçuk nedir? Uçuk, herpes simplex virüsünün sebep olduğu, başlarda ağrılı, sulu veziküller şeklindeki, dudak çevresinde ve bazen burun içerisinde oluşabilecek lezyonlardır. Bu uçuk vücutta bir kez çıktıktan sonra sinir hücrelerine yerleşip orada ömür boyu kalır. Bağışıklığın düşmesi durumunda, stres altındayken (bu fiziksel stres de olabilir, psikolojik stres de olabilir) uçuk tekrar gün yüzüne çıkar. Her viral hastalıkta olduğu gibi temel sebebi bağışıklığın düşmesidir.
Uçuk ilk olarak kaşıntı, ağrı ve yanma ile başlar. Bir bakarız su toplanmış, orada uçuk lezyonu ortaya çıkmış. İlk andan itibaren ve bu sulu lezyonlar patlayana kadar, yani yaramız kabuk bağlamadan hemen öncesine kadar bulaşıcılığı çok yüksektir. Direkt temas ve aerosol yoluyla bulaşır.
Diş hekimliğinde de biliyorsunuz sulu çalışıyoruz, su ve hava kullanıyoruz. Ayrıca ağız çevresine eldivenlerimizle temas ediyoruz. Her iki şekilde de bulaşıcılığı çok ciddi seviyelerde oluyor. Bunu önlemek için, yani hem hastayı korumak adına hem de biz hekimleri, kendimizi korumak adına ve hastamızdan sonra gelecek olan -belki bağışıklığı düşük bir yaşlı hastamız vardır ya da çocuk hastamız vardır- onları korumak adına, uçuk ilk çıktığı andan itibaren hastalarımızın randevularını erteleriz.
Acil durumlar varlığında, yani hasta ağrıdan duramıyorsa, travma ya da apse varlığında; ben orayı kapatıcılığı yüksek kremlerle kapatıp, hastaya bu konuda da bilgi verip acil durumu gideriyorum, o şekilde tedavi yapıyorum. İlk acil müdahaleyi yaptıktan sonra, sonraki tedaviyi tabii ki yine erteliyorum. Çünkü bu bulaşıcılıkla beraber o bölge kurumuş ve ağrılı oluyor. Biz ağzı açtırıyoruz, açınca orada yine o lezyonlar patlayıp ya da kanamalı bir hâl alıyor. Hem hastamıza ağrı veriyor hem de göz dâhil yüzün ve ağız içerisinin birçok bölgesine dağılmasına sebep olabiliriz eldiven temasıyla beraber. O yüzden ertelemek çok önemli.
Peki ne kadar süre erteliyoruz? Genelde kabuk bağladıktan sonra ve düşmeye yakın bulaşıcılığı yok deriz. Garanti olsun diye yedi ile on gün sonrasına randevuyu tekrardan planlamayı tercih ederiz. Bu sürede de hastalarımızın antiviral kremler sürmesini, topikal olarak o bölgeye sürmesini önerip bağışıklığını güçlendirecek sistemik takviyeler almasını önerebiliyoruz. Bazen, eğer uçuk çok sık çıkıyorsa ve çok yaygın görülüyorsa, hastamız için bir konsültasyon isteyebiliyorum; bir dermatoloğa görünmesini sağlıyorum. Ama küçük ya da mevsimsel (genelde sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde çok sık karşılaşıyoruz) o gibi durumlarda yedi-on gün bekleyip tekrardan tedavisini planlıyorum.